top of page


Pazarlama Nasıl Yapılır? #2 Halı Sektörü
Halı Tasarımcısı: Ömer Türk Dünya pazarında Karadeniz’in fındıkta konumu neyse, Gaziantep’in de makine halısında konumu öyle. Dünyanın hakim lider üreticisi. Dünyada satılan üç halıdan ikisinin çıktığı yer. Muazzam bir şey aslında. Bu bilgiyi farklı sektörden insanlarla konuştuğumda aktarıyorum, genelde bilmediklerini söylüyorlar. Herhalde Antep deyince çoğu insanın gözünde sanayisinden çok, gastronomisi canlanıyor doğal olarak :) Peki dünyaya giden halıların baskın alıcısı k
Abdullah Nurata
3 gün önce5 dakikada okunur


Pazarlama Nasıl Yapılır? #1 Mobilya Sektörü
Her sektörün kendi gerçekleri var. Her şey her sektörde yapılamaz. Ama her sektörde de diğerlerinden ayrışan bazı şirketler var. Onlar bazı şeyleri farklı yapıyorlar ve bunun karşılığını satış, ciro, kârlılık, bayi, müşteri ve marka olarak alıyorlar. Çünkü çoğumuzun "pazarlama" dediği şeyi onlar muhtemelen diğerlerinden daha iyi yapıyorlar. Yeni bir yazı dizisine başladım. Farklı sektörler için pazarlama fikirleri yazacağım. Fazla teorik olmayacak. Fazla detaylandırmadan. Baz
Abdullah Nurata
5 Tem4 dakikada okunur


Turkuaz, ABBA ve Jurassic Park
Üç artı bir tema ve marka konusu… 1. Turkuaz İstanbul’un fethinin 573. yıl dönümünde denizin renginin turkuaz bir tona bürünmesi ve birkaç hafta aynı renkte kalması büyük bir görsel keyif vermişti. Turkuaz; yani Türk Mavisi. Literatürde bir ulusun adıyla anılan tek renk. Müthiş. 2. ABBA O eskimeyen şarkısını bilir misiniz bu grubun? “The winner takes it all” demişlerdi. Her ne kadar şarkı, bir boşanmanın hikâyesini anlatsa da, bizim kuşak için içerikten bağımsız, o söz dizi
Abdullah Nurata
28 Haz3 dakikada okunur


İyi Fikir, Kötü Ürünü Kurtarmaz
Bir dönem Bursa-İnegöl tarafındaki tekstil sektörüne odaklanmıştık. Onlarca görüşme yapmıştık. Görüştüğümüz çoğu fabrikanın girişinde dünya devlerinin logoları karşılıyordu bizi: H&M, Zara, Benetton, LCW vs… Kocaman fabrikalar, şaşaalı karşılama bankoları. Bir şirket sahibinin aklımda kalan şu cümlelerini pek çok yerde anlattım: "Abdullah hocam" dedi. Masanın üzerindeki kumaşı alıp; "Bu şalı Zara'ya 90 cent'e üretiyoruz. Sonra mağazada görüyoruz, üzerine 20 dolar etiket basıp
Abdullah Nurata
21 Haz2 dakikada okunur


Marka, Türkiye için bir istiklal ve istikbal meselesidir
Yazının başlığını Türkiye Marka Platformu’nun 12 Haziran olarak ilan ettiği “Türkiye Marka Günü” vesilesiyle katıldığım davette dağıttıkları ‘mecmua’dan aldım. Bu günün hikmeti Karadeniz Vapuru’nun 1926 yılında ülkemizin ve ürünlerinin tanıtımı için çıktığı yolculuğun 100. yılı olması. Açık kaynaklarda belgeselleri de olan bu müthiş projeyi bilmeyenlerin, mutlaka araştırıp fikir sahibi olmalarını dilerim. Biz bu güçlü başlığın iddiasını inceleyelim birlikte. Giriş yapmadan
Abdullah Nurata
14 Haz3 dakikada okunur


Del Bosque Sendromu
2026 Dünya Kupası'nın başlamasına günler kala, yıllar önce futbol üzerinden kurduğum bir yönetim analojisini tekrar ele aldım. Futbolu takip edenler bilir. Hem Şampiyonlar Ligi'ni hem de Dünya Kupası'nı kazanan elit teknik adamlar arasında yer alan Vicente Del Bosque, dünyanın en büyük kulüplerinden biri olan Real Madrid'de önemli başarılar elde ettikten sonra 2004 yılında Beşiktaş'ın başına geçmişti. O dönem çok tartışılan konulardan biri, teknik bilgisinden ya da kariyerind
Abdullah Nurata
7 Haz4 dakikada okunur


Ekonomik Belirsizliğin Gölgesinde Marka Yönetmek
Dünyamız merhametin sesinin kısıldığı karanlık bir dönemeçten geçiyor. Petrol fiyatlarının ne olacağının bilinmediği, coğrafyamızın her sabah başka bir haber ürettiği bir dönemde marka yönetmek nasıl bir şey? Zor. Ama "zor" deyip geçmek fazla kolay. Çünkü en küçük esnafından, en büyük sanayicisine kadar hepimiz halen daha “bir şekilde” işimizin başında durmak zorundayız. Buna mecburuz. Soruyu şöyle sorabiliriz ama: Bu ortamda markalar ne yapmalı, nerede durmalı, nereden yürüm
Abdullah Nurata
30 May5 dakikada okunur


Görünmeyen Marka Yönetimi: SATINALMA
Öncelikle şunu netleştirelim; bu departmanın adı birleşik mi yazılır ayrı mı? TDK’ya göre ayrı, sektör profesyonellerine göre birleşik. Ben de birleşik kullanıyorum dolayısıyla. Bu departman, şirketin tüm fonksiyonlarının teknik olarak da birleştiği doğal yerlerden biri. Zımba telinden arabaya, promosyon malzemesinden tekstile, mobilyadan tabelaya uzanan geniş bir yelpazede piyasa bilgisi barındıran ekiplerdir satınalmacılar. Diğer yandan bu alımların otomatize edilmesi, şirk
Abdullah Nurata
17 May4 dakikada okunur


Satışı Büyüten Dinamo: İHRACAT
Önce şu konuda anlaşalım; yurtdışına ürün satmak (ihracat) başka şey, yurtdışı pazarlama başka şey. Tabii ki çoğu ihracat departmanı müşteri bulmak ya da mevcut müşterinin işlerini görmek için pek çok pazarlama enstrümanı kullanır. Kullanmak zorundadır. Farklı departmanlar ile pazarlamanın uyumunu yazdığım bu #PBD serisinin hedefi, pazarlama ekipleriyle aynı ritimde, aynı müzikte ve senkronize hareket eden yapıların elde ettiği kaldıraç etkisini göstermek. İhracat ekipleri iç
Abdullah Nurata
10 May6 dakikada okunur


Emeğin Merkezi: ÜRETİM
Bana göre, herhangi bir şirketteki bir pazarlamacıya ne iş yaptığı sorulduğunda verebileceği en pratik cevap; “üzerinde logomuz olan her iş” olur. Logo dediğin nedir ki, vur geç aslında değil mi? Değil. Olmaması lazım ya da. Mesela bir mobilya imal ediyorsunuz diyelim. Nelerin üzerinde logonuz vardır sizce? Ürünün kenarındaki metal logo, etiket, ambalaj, koli, kullanım kılavuzu, garanti belgesi, kurulum şeması, montaj ekibinin kıyafetleri, sevkiyat aracı, imza için kullandığı
Abdullah Nurata
3 May4 dakikada okunur


Artı Değer Yaratma işi: Pazarlama
Aynı reel sektördeki rakip markaların, üretimde %50 maliyet farkının olması mümkün mü? Bence değil. Yani rakipler ‘marka’ olduğunu iddia ediyorsa mümkün değil. Yoksa ‘merdivenaltı’ tüm sektörlerin problemi. Yüzde 5-10, hadi 20 belki olur. Ama yarı yarıya da olmaz. Oluyorsa zaten olmuyordur yani. Ama satışta bu fiyat farkı olabiliyor değil mi? İşte bazı yöneticilerin; “Onlar da bizimle aynı malzemeyi kullanıyor, 'nasıl' oluyor da bizden %50 pahalıya satabiliyorlar?” sorusunun
Abdullah Nurata
26 Nis3 dakikada okunur


Rakamların Ötesi: FİNANS
Haftalık ödeme listesi önüne düştüğünde; bir gözü nakit akışı, vade dengesi, açık pozisyonlarda, diğer gözü o departmanın listesinde oluyordu hemen. Ödeme miktarını gördükçe burnundan soluyor, denkleştirmeye çalıştığı hesapları düşününce bu harcamaların şirket için gerçekten büyük bir lüks olduğuna iyiden iyiye kanaat getiriyordu. Kim? Şirketin finans direktörü. Hangi departmana diş biliyordu? Pazarlama. Peki bu hangi şirket? Onun cevabı sonda :) [Birinci ağızdan dinledim bu
Abdullah Nurata
12 Nis3 dakikada okunur


İş Hayatında Takoz Nedir?
Bu yazının ana fikrini 'Hedef KIZILELMA' Belgeselindeki aşağıdaki kesit oluşturuyor. Videoyu izledikten sonra okumaya devam edebiliriz. 24 yıldır iş dünyasının içindeyim. Bunun uzunca bir kısmı profesyonel çalışma düzeniyle geçti. 3 yıldır danışman tarafındayım. Her iki dönemimde de bu takozlarla defalarca karşılaştım. Öncelikle sözlük anlamı şöyle takozun: “Bir taşıtın kaymaması, kımıldamaması için tekerlekleri altına yerleştirilen engel.” Şirket versiyonu, kurumun kımılda
Abdullah Nurata
29 Mar3 dakikada okunur


Marka Değer Teklifi Nedir?
Bir koltuk takımı almak istiyorsunuz. Şehrinizde öbeklenmiş mobilyacıların olduğu caddeye gittiğinizde göreceğiniz ortalama söylem; kalite, uygun fiyat, kampanya, taksit dörtgeninde döner. Her mağaza benzer şeyi vaad edince ne olur peki? Önerilen şey ne ise standart hale gelir. Bu da markanızın rakiplerle olan mücadelesinde size eksi yazar. Mobilya bugünler için belki biraz zorlayıcı bir örnek gibi gelmiş olabilir, haklısınız. Zira insan salça aldığı sıklıkta mobilya almaz. B
Abdullah Nurata
22 Mar3 dakikada okunur


Markalaşmanın Matematiği
Bir ürünün ekonomik değeri nerede oluşur sizce? Hammaddeyi üreten yerde mi? Onu işleyen fabrikada mı? Yoksa tüketicinin rafta gördüğü markada mı? Aslında bu soru, Türkiye ekonomisinin uzun yıllardır içinde bulunduğu temel çıkmazın da özeti sanki. Çünkü birçok sektörde güçlü bir üretim kabiliyetimiz var. Tarımda da, sanayide de, tekstilde de… Bunu sıklıkla tekrarlıyorum. İnsansız hava araçlarında müthiş bir başarımız oldu. Hepimizin göğsü kabarıyor bu konuda. Ama tüketici ürün
Abdullah Nurata
8 Mar3 dakikada okunur


En pahalı markalaşma yöntemi: Deneme-Yanılma
Siz hiç başarısız olma hedefiyle yola çıkan bir şirket gördünüz mü? Elbette hayır. Ama günün sonunda şartlar eşit başlasa da bazı şirketler bir şeyleri farklı yapıyor ve arayı açıyor. Bazıları ise aynı emeği, aynı bütçeyi, hatta bazen daha fazlasını harcamasına rağmen yerinde sayıyor. Aradaki fark çoğu zaman niyette değil; yöntem tercihinde gizli sanki. Şimdi şöyle; eskiden bazı şeyler daha kolaydı, bugün de başka şeyler daha kolay. Açayım. Mesela rekabetin az ve talebin çok
Abdullah Nurata
1 Mar3 dakikada okunur


Karpuz Ağacı – II
İlk 2024 yılında dile geliştirmiştim “Karpuz Ağacı” kavramını. Bu ikinci yazım. Birkaç konuya işaret ediyor, ikisini yazacağım; pazarlama ve insan kaynakları. Pazarlamaya bakan yüzü; ürün üretmek ile marka yönetmek arasında kurulan yanılsama.İK’ya bakan yüzü; kapasitesi henüz hazır olmayan ekiplerden beklenen büyük sonuçlar. Bahçede bir meyve ağacımız var diyelim. Dallarında kiraz. Alıp alıp yiyoruz. Adette çok, yükte hafif geliyor gözümüze. Yükü biraz çoğaltmak için kirazla
Abdullah Nurata
15 Şub2 dakikada okunur


E-Ticaretin hakim olduğu bir dönemde mağazacılık nasıl yapılır?
Sene 2005. Osman abi. Esnaf. Aktar dükkanı var. Ağzı laf yapıyor Osman abinin. Dükkana gireni boş göndermiyor. Bitkiler, baharatlar, macunlar falan da trend olmaya başlayınca hatırı sayılır bir kitlesi oluyor. Saraçoğlu televizyonda anlattıkça Osman abinin satışları artıyor. Sene 2026. Osman abi dükkanına gireni hala boş çevirmiyor. Konu da halen popüler. Gün geçtikçe doğal beslenme trendleri de artıyor. Ama problem şu ki, 2005 yılında Osman abinin dükkana günde 150 kişi giri
Abdullah Nurata
8 Şub4 dakikada okunur


Krizde Markalar Ne Yapmalı?
Bizim bağışıklığımız olan bir kavram kriz. Dünyada da durum pek iç açıcı değil. Ama her ne kadar alışık olsak da, süreç yüksek enflasyon ile de birleşince, markalar daha da zorlanıyor haliyle. Çünkü tüketici alım gücü düştü, bazı ihtiyaçlar ertelendi, bazıları da form değiştirdi bu süreçte. Tüketici tarafında en sık duyulan sözlerden biri “pahalı”, marka tarafında en sık görülen aksiyonlardan biri “indirim”. Normalde pahalı ve indirim buluşunca “alışveriş” olması gerek diye d
Abdullah Nurata
1 Şub3 dakikada okunur


Markaların gözden kaçırdığı bir kavram: Tutarlılık
Çok şubeli bir markamız vardı. Şirket sahiplerinin de agresif olmayan bir büyüme. Sistem tam kurulmamıştı ama sistemsiz de değillerdi ama. Geleneksel usül. Büyüme “arzusu” dedim özellikle. Büyüme planı, ya da hedefi değil. Yeni yatırımcılar bulup zaman zaman şube açıyorlardı. Biz de yeni şube açıldıkça iletişim yapılmasını tavsiye ettik. Yapmaya başladılar. Ama keşke yapmasaydık. Şöyle: Büyüme arzusu var, evet. Bir şekilde yeni yatırımcılara şubeler veriliyor, evet. Ama probl
Abdullah Nurata
25 Oca2 dakikada okunur
bottom of page