top of page


Marka, Türkiye için bir istiklal ve istikbal meselesidir
Yazının başlığını Türkiye Marka Platformu’nun 12 Haziran olarak ilan ettiği “Türkiye Marka Günü” vesilesiyle katıldığım davette dağıttıkları ‘mecmua’dan aldım. Bu günün hikmeti Karadeniz Vapuru’nun 1926 yılında ülkemizin ve ürünlerinin tanıtımı için çıktığı yolculuğun 100. yılı olması. Açık kaynaklarda belgeselleri de olan bu müthiş projeyi bilmeyenlerin, mutlaka araştırıp fikir sahibi olmalarını dilerim. Biz bu güçlü başlığın iddiasını inceleyelim birlikte. Giriş yapmadan
Abdullah Nurata
3 gün önce3 dakikada okunur


Del Bosque Sendromu
2026 Dünya Kupası'nın başlamasına günler kala, yıllar önce futbol üzerinden kurduğum bir yönetim analojisini tekrar ele aldım. Futbolu takip edenler bilir. Hem Şampiyonlar Ligi'ni hem de Dünya Kupası'nı kazanan elit teknik adamlar arasında yer alan Vicente Del Bosque, dünyanın en büyük kulüplerinden biri olan Real Madrid'de önemli başarılar elde ettikten sonra 2004 yılında Beşiktaş'ın başına geçmişti. O dönem çok tartışılan konulardan biri, teknik bilgisinden ya da kariyerind
Abdullah Nurata
7 Haz4 dakikada okunur


Ekonomik Belirsizliğin Gölgesinde Marka Yönetmek
Dünyamız merhametin sesinin kısıldığı karanlık bir dönemeçten geçiyor. Petrol fiyatlarının ne olacağının bilinmediği, coğrafyamızın her sabah başka bir haber ürettiği bir dönemde marka yönetmek nasıl bir şey? Zor. Ama "zor" deyip geçmek fazla kolay. Çünkü en küçük esnafından, en büyük sanayicisine kadar hepimiz halen daha “bir şekilde” işimizin başında durmak zorundayız. Buna mecburuz. Soruyu şöyle sorabiliriz ama: Bu ortamda markalar ne yapmalı, nerede durmalı, nereden yürüm
Abdullah Nurata
30 May5 dakikada okunur


Görünmeyen Marka Yönetimi: SATINALMA
Öncelikle şunu netleştirelim; bu departmanın adı birleşik mi yazılır ayrı mı? TDK’ya göre ayrı, sektör profesyonellerine göre birleşik. Ben de birleşik kullanıyorum dolayısıyla. Bu departman, şirketin tüm fonksiyonlarının teknik olarak da birleştiği doğal yerlerden biri. Zımba telinden arabaya, promosyon malzemesinden tekstile, mobilyadan tabelaya uzanan geniş bir yelpazede piyasa bilgisi barındıran ekiplerdir satınalmacılar. Diğer yandan bu alımların otomatize edilmesi, şirk
Abdullah Nurata
17 May4 dakikada okunur


Satışı Büyüten Dinamo: İHRACAT
Önce şu konuda anlaşalım; yurtdışına ürün satmak (ihracat) başka şey, yurtdışı pazarlama başka şey. Tabii ki çoğu ihracat departmanı müşteri bulmak ya da mevcut müşterinin işlerini görmek için pek çok pazarlama enstrümanı kullanır. Kullanmak zorundadır. Farklı departmanlar ile pazarlamanın uyumunu yazdığım bu #PBD serisinin hedefi, pazarlama ekipleriyle aynı ritimde, aynı müzikte ve senkronize hareket eden yapıların elde ettiği kaldıraç etkisini göstermek. İhracat ekipleri iç
Abdullah Nurata
10 May6 dakikada okunur


Emeğin Merkezi: ÜRETİM
Bana göre, herhangi bir şirketteki bir pazarlamacıya ne iş yaptığı sorulduğunda verebileceği en pratik cevap; “üzerinde logomuz olan her iş” olur. Logo dediğin nedir ki, vur geç aslında değil mi? Değil. Olmaması lazım ya da. Mesela bir mobilya imal ediyorsunuz diyelim. Nelerin üzerinde logonuz vardır sizce? Ürünün kenarındaki metal logo, etiket, ambalaj, koli, kullanım kılavuzu, garanti belgesi, kurulum şeması, montaj ekibinin kıyafetleri, sevkiyat aracı, imza için kullandığı
Abdullah Nurata
3 May4 dakikada okunur
bottom of page